KIRGIZ EVİ: BOZKIRIN HAFIZASINI TAŞIYAN ÇADIR

Yayınlanma Tarihi : Google News
author

Dr. Çolpan KAMBAROVA

KIRGIZ EVİ: BOZKIRIN HAFIZASINI TAŞIYAN ÇADIR

Bozkırın rüzgârını, ustanın emeğini ve bir halkın dünyaya bakışını taşıyan boz üy Kırgız çadırı. Kırgız Üyü…

Bir ev düşünün… Duvarları taşla örülmemiş, çatısı betonla kapatılmamış. Gerektiğinde sökülüp başka bir yere taşınabilen; ama içinde bir ailenin sıcaklığını, bir halkın hatıralarını ve yüzyılların bilgisini barındıran bir ev. Kırgızların geleneksel konutu boz üy, tam da böyle bir evdir. İlk bakışta bir çadır gibi görünür; yaklaştıkça onun yalnızca barınmak için kurulmadığını, bir hayat anlayışını da ayakta tuttuğunu fark edersiniz.

Göçebe hayat, insana eşyadan çok bilgiyi yanında taşımayı öğretir. Dağların, bozkırların ve değişen mevsimlerin arasında yaşayan Kırgızlar için evin hem sağlam hem de taşınabilir olması gerekir. Boz üy, bu ihtiyacın içinden doğmuş bir mimari cevaptır. Ahşap iskeleti, yününden keçe yapılan örtüleri ve birbiriyle uyum içinde çalışan parçalarıyla doğanın şartlarına göre şekillenir. Yazın ve kışın kullanılan örtülerdeki farklılıklar bile bu evin çevresini ne kadar iyi tanıyan bir yaşam kültüründen doğduğunu anlatır. Bu evin her parçasının bir adı, bir görevi ve bir hikâyesi vardır. Kerege, çadırın kafes biçimindeki duvarlarını oluşturur. Uuk adı verilen uzun ahşap direkler duvarları üst bölümde birleştirerek kubbeyi meydana getirir. En tepede ise tündük bulunur: Çatının merkezindeki bu halka, yapıyı bir arada tutan temel unsurlardan biridir. Tündük yalnızca mimari bir parça değildir; Kırgız kültüründe evin ve gökyüzünün birbirine açıldığı bir eşik gibi de düşünülebilir.

Boz üyün gerçek hikâyesi, bu parçaların nasıl yapıldığında saklıdır. Usta, ağaca yalnızca kereste gözüyle bakmaz; onun esnekliğini, dayanıklılığını ve işlenirken göstereceği tepkiyi tanır. Kaynak belgede, kerege ve uuk yapımında esnek ve işlenmeye elverişli söğüt dallarından yararlanıldığı anlatılır. Ahşap parçalar hazırlanırken kimi zaman suya yatırılır, kimi zaman da yörede bilinen başka yöntemlerle yumuşatılarak istenen biçime getirilirdi. Her bölgenin doğal imkânları, kullanılan malzemeyi ve üretim yöntemini etkilerdi[1].

180416_1

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bugün bir nesnenin birkaç tıkla satın alınabildiği dünyada, bir ahşap parçanın sabırla eğilmesini, ölçülmesini ve tekrar tekrar düzeltilmesini düşünmek insana başka bir zamanın kapısını açıyor.

Kırgız Üy parçaları:

1. Çamgarak. 2. Tündük. 3. Uuk. 4. Tizgiç. 5. Kerege. 6. Arka halka. 7. Alt halka. 8. Tuurduk. 9. Kapı. 10. Çiy. 11. Kirçuo. 12. Uuk kumaşı. 13. Tundyuk örtüsü. 14. Kerege çalgiç (baş halkası). 15. Kapalı başlık.

(1. Чамгарак. 2. Тундук. 3. Уук. 4. Тизгич. 5. Кереге. 6. Арткы узук. 7. Астынкы узук. 8. Туурдук. 9. Эшик. 10. Чий. 11. Кырчоо. 12. Ууктун матоосу. 13. Тундук жабуу. 14. Кереге чалгыч (баш чалгыч). 15. Жабык баш)

Geleneksel boz üy ustası, yalnızca el becerisiyle değil, deneyimiyle de çalışırdı. Ahşabın nereden eğileceğini, hangi parçanın diğerine nasıl oturacağını, yapının nasıl dengede kalacağını bilmek zorundaydı. Bu bilgi kitaplardan çok, ustanın elinde, gözünde ve yıllar boyunca biriken tecrübesinde yaşardı. Çadırın ahşap iskeleti kadar keçe örtüleri de emek ister. Koyun yünü hazırlanır, lifler işlenir, suyla ıslatılır ve sıkıştırılarak dayanıklı bir örtüye dönüştürülürdü. Keçe, soğuğa ve rüzgâra karşı koruma sağlarken evin içini de tamamlar. Böylece hayvancılık, el sanatı ve mimari aynı yaşam biçiminin içinde buluşur. Boz üyün her parçası, insanın çevresindeki kaynakları tanıyarak onlarla birlikte yaşama çabasının bir sonucudur.

Üstelik boz üy tek başına kurulmazdı; çoğu zaman bir topluluğun yardımıyla yükselirdi. Kaynakta anlatılan geleneksel uygulamalarda, yeni bir çadırın kurulmasına aile büyükleri ve saygı duyulan kişiler katılır, komşular da yardım etmek için bir araya gelirdi. Yeni taşınan komşuya destek olmak, yalnızca bir iyilik değil, toplumsal hayatın doğal bir parçasıydı. Bir evin kurulması böylece tek bir ailenin meselesi olmaktan çıkar; dayanışmanın, iyi dileğin ve ortaklığın görünür hâline gelirdi. Boz üyün içinde ve çevresinde kullanılan süslemeler de ayrı bir dil taşır. Geleneksel motiflerde toprak, su kaynağı, güneş, yıldızlar ve sürekli hareket gibi doğadan ve evrenden ilham alan anlamlarla karşılaşırız. Bu desenler, günlük eşyayı güzelleştirmekle kalmaz; insanların dünyayı nasıl gördüğüne dair izler de bırakır. Bir motifte doğaya duyulan saygıyı, bir diğerinde süreklilik ve birlik düşüncesini aramak mümkündür. El sanatı, böylece sözcüklerle anlatılmayan bir hafızaya dönüşür. Fakat kültürel miras, yalnızca geçmişe hayranlık duymakla korunmaz. Bir ustanın bilgisinin kayda geçirilmesi, gençlerin bu zanaatı öğrenmesi, kullanılan terimlerin ve tekniklerin unutulmaması gerekir. Çünkü geleneksel bir yapının kaybolması, sadece ahşap ve keçeden oluşan bir nesnenin ortadan kalkması değildir. Onunla birlikte iş yapma biçimleri, kelimeler, hikâyeler ve komşuluk alışkanlıkları da sessizce uzaklaşabilir.

Kırgız evi bize bugün de önemli bir şey söylüyor: İnsanın evi yalnızca başını soktuğu yer değildir. Ev; doğayla kurduğu ilişkinin, birlikte yaşama biçiminin ve kendinden sonrakilere bırakmak istediği hatıraların toplamıdır. Boz üy, gerektiğinde sökülüp başka bir yere kurulabilir; fakat onu yaşatan bilgi ve kültür, korunmadığı takdirde aynı kolaylıkla yeniden kurulamaz. Belki de bu yüzden Kırgız evine bakarken yalnızca bir çadır görmemeliyiz. Orada, bir halkın hafızasını taşıyan ve geleceğe açılan bir kapı da vardır.

Bu geleneksel konutun güzelliği, yalnızca biçiminde değil, üzerindeki süslemelerde de saklıdır. Desenler; doğadan, gökyüzünden ve gündelik hayattan ilham alabilir. Kaynakta yer alan açıklamalarda toprak, su kaynağı, güneş, yıldızlar ve sürekli hareket gibi kavramlarla ilişkilendirilen motiflerden söz edilir. Bu işaretler, el sanatlarının yalnızca estetik bir uğraş olmadığını; insanların dünyayı nasıl algıladığını ve hangi değerleri önemli gördüğünü de yansıttığını hatırlatır.

Bugün modern yaşam biçimleri yaygınlaşsa da geleneksel çadır yapımına ilişkin bilgi, Kırgız kültürünün önemli bir parçası olmayı sürdürüyor. Ancak bu bilginin yaşaması kendiliğinden gerçekleşmez. Ustaların deneyimlerinin kayda geçirilmesi, genç kuşaklara aktarılması ve geleneksel malzeme ile tekniklerin tanıtılması gerekir. Çünkü bir el sanatının kaybolması, yalnızca bir üretim yönteminin unutulması değildir; o yöntemle birlikte gelişen kelimelerin, ölçülerin, hikâyelerin ve yaşam anlayışının da zayıflaması anlamına gelir.

Kırgız evi, bu yönüyle geçmişe ait bir mimari örnekten daha fazlasıdır. Doğal malzemeyle kurulan dengeli ilişkisi, taşınabilir yapısı, ustalığa verdiği değer ve komşuluk dayanışmasıyla bugün de anlatacak çok şeyi vardır. Bozkırın ve dağların koşullarında şekillenen bu ev, insanın çevresine uyum sağlayarak nasıl bir yaşam kültürü geliştirebildiğini gösterir. Onu korumak, yalnızca ahşap iskeletini ya da keçe örtüsünü korumak değil; bu parçaların ardındaki emeği, hafızayı ve ortak değerleri geleceğe taşımaktır.

 

[1] Kaynakça: Akmatova, K. (yazar). Какие материалы и инструменты используются при изготовлении юрты “Yurt yapımında hangi malzemeler ve aletler kullanılır”, Rural Development Fund. AKIpress. Editör: G. İbraimova. https://kgcode.akipress.org/unews/un_post:10873

 

Yorum Gönder

Yorumlar