DÖRT DÖRTLÜK HAFTA

Yayınlanma Tarihi : Google News
author

Dr. Mehmet Ruhi GÖKMOĞOL

Geçen haftanın en şanslı ekonomik gelişmeleri yine KOBİ’lerin hanesine yazıldı. Enflasyon baskısı, maliyet artışları ve belirsizlik içinde yol almaya çalışan işletmeler için ekonomi gündemi hız kesmeden akıyor. Bu yüzden KOBİ’lerin, açıklanan kararları sadece “haber” olarak değil, doğrudan kendi işlerini etkileyen birer yön tabelası olarak okuması şart.

Son yedi gün içinde açıklanan dört kritik karar, KOBİ’lerin hem bugünkü operasyonlarını hem de yarınki planlarını doğrudan ilgilendiriyor.

İlk önemli gelişme, TCMB’nin KOBİ kredilerinde büyüme sınırını %5’e yükseltmesi oldu. Krediye erişimin zorlaştığı bir dönemde bu karar, işletmeler için adeta “nefes borusunu biraz genişletme” etkisi yaratıyor.

Haftanın ikinci başlığı ise KOSGEB’in Küresel Rekabetçilik Destek Programı. 75 milyon TL’ye kadar kredi ve 20 puan geri ödemesiz destek içeren bu paket, üretim kapasitesini artırmak, yeni makine yatırımı yapmak veya ihracata yönelmek isteyen KOBİ’ler için önemli bir fırsat sunuyor.

Üçüncü gelişme, KOBİ tanımında yıllık hasılat tavanının 250 milyon TL’ye çıkarılması. Bu karar, “desteklerden yararlanamıyoruz” diyen birçok işletme için yeni bir kapı anlamına geliyor.

Son olarak, TL Uzlaşmalı Vadeli Döviz Satım ihalelerinin yalnızca KOBİ’lere açılması, kur dalgalanmasıyla mücadele eden işletmeler için kritik bir adım oldu. Dövizle çalışan KOBİ’ler için bu uygulama, fırtınalı denizde bir can yeleği niteliği taşıyor.

Jacques Néré’nin “1929 Krizi” kitabında anlatılanlar, bugün alınan kararlarla şaşırtıcı şekilde benzeşiyor. Kitabı yıllar önce Prof. Dr. Yavuz Cevger bana armağan etmişti; hafızamda kaldığı kadarıyla kriz öncesi ABD hükümetinin aldığı önlemler şöyleydi:

1) Kredi genişlemesi: ABD, büyümeyi desteklemek için kredi musluklarını açmıştı. Bugün TCMB’nin KOBİ kredilerinde büyüme sınırını artırması aynı yaklaşımın modern bir versiyonu gibi duruyor.

2) Devlet desteklerinin genişletilmesi: Tarım ve sanayi yatırımlarını canlandırmak için federal destekler devreye alınmıştı. Bugün KOSGEB’in yüksek hacimli destekleri aynı mantığı taşıyor.

3) KOBİ tanımının genişletilmesi: ABD’de işletme sınıflandırmaları gevşetilmişti. Bugün Türkiye’de KOBİ tanımının genişlemesi bu stratejiyi hatırlatıyor.

4) Kur istikrarı arayışı: Altın standardı ve döviz istikrarı için mekanizmalar oluşturulmuştu. Bugün TL Uzlaşmalı Vadeli Döviz Satım ihaleleri benzer bir istikrar arayışını yansıtıyor.

Benzerlikler çok, fakat birebir aynı sonuçları doğuracak bir tablo yok. 1929 ABD’sinde bu politikalar, finansal sistemdeki aşırı risk birikimi ve denetim eksikliği nedeniyle krizi durduramadı. Bugün ise Türkiye’de alınan kararlar daha kontrollü ve daha hedefli uygulanıyor.

Kısacası benzerlik var ama aynı film yeniden çekiliyor gibi bir görüntü yok. Yine de insanın aklına şu soru geliyor: Eğer kapıda kriz yoksa seçim mi var? Eğer seçim yoksa kriz mi kapıda?

Yani kapıyı ne kadar kapatırsanız kapatın, kilit artık pek tutmuyor gibi…

Yorum Gönder

Yorumlar