Reklam
Reklam

Din Nasihattir, Sohbet Şifadır

Yayınlanma Tarihi : Google News
author

Harun GÜVEN

Bu sohbet bunun için vardır. Bir folklorik bir gösteriş değildir, alışagelmiş sıradan bir şey de değildir. Senin hayatında bazı şeyler sadece dokunmakla başlar ve devam eder. Böyle görmek ve böyle anlamak lazım. O zaman bir anlam ifade eder.

Gelsinler, gitsinler; “dostlar alışverişte görsün” diye değil… Sen dinle, anla, yaşa ve hayatın değişsin, sen değişesin diye bu sohbetler yapılmaktadır.
Muhabbetler vardır.
İyiliği emredip kötülükten uzaklaştırmaktır. İşin özü budur.

Sen değişince ailen değişir. Ailen değişince komşular değişir. Komşular değişince bütün çevren değişir. Böylece bu güzel dostluk halkası genişler. Bu da böyle bir şeydir.

Efendimiz (aleyhisselam) buyuruyor ki: “Din nasihattir, dindir, sohbettir.” Sohbet ve muhabbet insana çok faydalıdır. Bütün sıkıntılar, psikolojik dertler… Eğer böyle bir ortamda bulunursan, bir ayetle, bir sohbetle hiçbir şey kalmaz. İnsan tamamen rahatlar, ferahlar ve çıkar gider.

Bu rahatlığı nasıl anlarsın? Çünkü günahlar dökülür, meleklerin duası senin üzerine olur. Bu muazzam bir şeydir.

Emr-i maruf dediğimiz zaman bunu iyi düşünmek lazım. Küçükken biz de duyardık ama tam anlayamazdık. Bu Arapça bir tabirdir. Anlamı: iyiliği emretmek, kötülükten alıkoymaktır. Hepimizin görevi budur aslında, elimizden geldiği kadar.

Bir yanlış gördüğünde, gücün yetiyorsa elinle düzelt. Buna gücün yetmiyorsa dilinle uyar. Ona da gücün yetmiyorsa kalben buğz et. Bu, imanın en zayıf derecesidir. Rasulullah Efendimiz böyle buyuruyor.

İşte bu sohbetler, ilim meclisleri bu hareketlerin vücut bulduğu yerlerdir. Buralardan büyük tecrübeler ve faaliyetler doğar. Kâbe’de, Beytullah’ta ve mübarek beldelerde Efendimiz’in ve sahabenin yaptığı da buydu. Oradan çıkan bir kıvılcım dünyaya yayıldı, bir devri altüst etti.

Bugün ise bunu yeterince göremiyoruz. Çünkü nefis ve şeytan galip geliyor. İnsanlar çöküntü içinde, üzüntü içinde. İnşallah herkes kendine çeki düzen verir, ayağa kalkar.

Emr-i maruf ve nehy-i anil münker dediğimiz şey: iyiliği emretmek ve kötülükten vazgeçirmektir. Buna cihat da denir, tebliğ de denir, irşat da denir.

Ayet-i kerimede Rabbimiz buyurur: “Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan risalet görevini yerine getirmemiş olursun.” Yani ne biliyorsan anlatacaksın, aktaracaksın.

Peygamberler hep bu görevle gelmişlerdir. Bu görevi yerine getirmişlerdir. Âlimler de peygamberlerin varisleridir. Bir insan ilmiyle amel ediyorsa o da bu yolda yürüyordur.

Bu iş bir cemaatin, bir grubun, bir tarikatın işi değildir. Kimde ilim ve samimiyet varsa o bu görevdedir. Aşk ve muhabbet varsa insan zaten hizmet eder.

Herkesin böyle bir görevi vardır. Herkes bir şey yapmalı, anlatmalı, aktarmalı. Bu bir cihattır. En büyük cihat, iyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymaktır.

Kılıçla yapılan cihat insan kaybettirebilir. Ama sözle, kalemle yapılan cihat insan kazandırır. Bir insana güzel bir söz, bir muhabbet, bir ayet ulaştırırsın; o insanın hayatı değişir. Her şey onun için yeniden başlar.

Onun için bu işi yaymak lazım. Kur’an da buyurur: “İçinizden bir topluluk olsun ki hayra çağırsın, iyiliği emretsin, kötülükten sakındırsın. İşte kurtuluşa erenler onlardır.”

Bizim de böyle ortamlarda bulunmamız lazım. Kurtuluş isteyen, iyilik hareketinin içinde olacak. Herkes bir şey yapabilir. Ailesine, komşusuna, arkadaşına…

Herkesin mutlaka etki edebileceği bir kişi vardır.

İnsan bazen hatalar yapar, günah işler. Ama tövbe kapısı olmasaydı ne olurdu halimiz? Mahvolurduk. Tövbe edince insan temizlenir, yeniden başlar.

Bazen insan motivasyonunu kaybeder, yıkılır. Ama bir sohbet, bir söz onu yeniden ayağa kaldırır. İşte bu sohbetlerin amacı da budur.

Yorum Gönder

Yorumlar