Dr. Mehmet Ruhi Gökmoğol, “BORSA” başlıklı yazısında Türkiye’nin yakın siyasi ve ekonomik tarihinde kamuoyunda tartışma yaratan yolsuzluk ve usulsüzlük dosyalarını tarihsel bir çerçevede ele aldı. Gökmoğol, 1970’lerden günümüze uzanan çeşitli olayları sıralayarak Türkiye’de yolsuzluk tartışmalarının geçmişten bugüne farklı dönemlerde gündeme geldiğine dikkat çekti.
Türkiye’de yolsuzluk tartışmalarına tarihsel bakış
Dr. Mehmet Ruhi Gökmoğol, “BORSA” başlıklı yazısında Türkiye’nin yakın siyasi ve ekonomik tarihinde kamuoyunda tartışma yaratan yolsuzluk ve usulsüzlük dosyalarını tarihsel bir çerçevede ele aldı. Gökmoğol, 1970’lerden günümüze uzanan çeşitli olayları sıralayarak Türkiye’de yolsuzluk tartışmalarının geçmişten bugüne farklı dönemlerde gündeme geldiğine dikkat çekti.
Yazısında Yahya Demirel olayı, hayali ihracat tartışmaları, Banker Kastelli krizi, Yalçın Parsadan olayı, İSKİ ve Türkbank dosyaları ile 17-25 Aralık soruşturmaları gibi kamuoyunda geniş yankı bulan olaylara yer veren Gökmoğol, son dönemdeki sermaye piyasası soruşturmalarını da bu tarihsel çerçeve içerisinde değerlendirdi.
Yahya Demirel olayıyla başlayan tartışmalar
Gökmoğol, yazısının ilk bölümünde 1970’li yıllarda kamuoyunda “mobilya yolsuzluğu” olarak anılan Yahya Demirel dosyasını ele aldı.
Demirel’in dönemin Başbakanı ve daha sonra Cumhurbaşkanı olan Süleyman Demirel’in yeğeni olması nedeniyle olayın yalnızca ekonomik boyutuyla değil, siyaset ve yakın çevre ilişkileri açısından da tartışıldığını belirten Gökmoğol, dosyanın dönemin siyasi gündeminde önemli yer tuttuğunu ifade etti.
Yahya Murat Demirel hakkında daha sonraki yıllarda Halk Bankası kredileriyle ilgili ayrı bir davada verilen 12 yıl 6 aylık hapis cezasının Yargıtay tarafından onandığı da kayıtlara yansıdı.
Hayali ihracat tartışmaları
Yazıda 1980’li yıllardaki “hayali ihracat” dosyalarına da yer verildi. Gökmoğol, bazı ihracat işlemlerinin gerçekte yapılmadığı veya olduğundan yüksek gösterildiği yönündeki soruşturmaların, dönemin teşvik sistemi ve denetim mekanizmaları üzerinden tartışıldığını aktardı.
Bu dönemde ortaya çıkan dosyaların, ihracat teşviklerinin denetlenmesi ve kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdiği değerlendirmesine yer verildi.
Banker Kastelli krizi
Gökmoğol’un kronolojisinde 1982 Banker Kastelli krizi de önemli başlıklardan biri oldu.
Yazıda, Abidin Cevher Özden’in “Banker Kastelli” adıyla yürüttüğü faaliyetlerin ardından yaşanan finansal krizin, Türkiye’de bankerlik sisteminin en önemli kırılmalarından biri olduğu ifade edildi.
Parsadan olayı
1990’lı yıllara ilişkin bölümde ise Yalçın Parsadan olayı ele alındı.
Gökmoğol, Parsadan’ın dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın adını ve makamını kullanarak bazı kişi ve kurumlardan para topladığı yönündeki olayın, devlet makamlarının adının kullanılması ve nüfuz tartışmaları açısından kamuoyunda geniş yankı bulduğunu belirtti.
Güncel başlık: Sermaye piyasası soruşturmaları
Gökmoğol, yazısının son bölümünde 2026 yılında sermaye piyasası işlemleriyle ilgili yürütülen soruşturmalara da değindi.
Bu noktada mevcut adli sürecin henüz devam ettiği ve soruşturma kapsamında adı geçen kişiler hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı dikkate alındığında, gelişmelerin “iddia”, “soruşturma” ve “şüpheli” kavramları üzerinden aktarılması gerekiyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmalarda, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) incelemeleri ve suç duyuruları doğrultusunda sermaye piyasası işlemlerine ilişkin çeşitli adli işlemler gerçekleştirildi. Eylül ayında farklı soruşturma dosyalarında çok sayıda şüpheli hakkında gözaltı ve tutuklama kararları verildi.
30 Eylül 2026 tarihli son gelişmelerde ise aralarında Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ile Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener'in de bulunduğu 6 şüpheli adliyeye sevk edildi. Şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin ardından sağlık kontrolünden geçirilerek Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne götürüldüğü bildirildi.
SPK da sermaye piyasasında piyasa dolandırıcılığı ve manipülasyon risklerine ilişkin denetim ve düzenlemelerini sürdürüyor. Kurulun yayımladığı düzenlemelerde yatırımcıların korunması, piyasa güveninin sağlanması ve aldatıcı işlemlerin önlenmesine yönelik yükümlülüklere dikkat çekiliyor.
Gökmoğol’dan tarihsel kronoloji
Dr. Mehmet Ruhi Gökmoğol, yazısında Cumhuriyet dönemine ilişkin kendi arşiv çalışmaları ve çeşitli kaynaklardan yararlanarak hazırladığını belirttiği bir kronolojiye de yer verdi.
Gökmoğol’un sıralamasında 1948’den başlayarak döviz ve ithalat dosyaları, Yahya Demirel olayı, Güneş Motel tartışmaları, bankerlik dönemi, Banker Kastelli krizi, hayali ihracat dosyaları, İSKİ skandalı, Parsadan olayı, Susurluk, Türkbank ihalesi, bankacılık dosyaları, akaryakıt ve gümrük soruşturmaları, Deniz Feneri dosyaları ve 17-25 Aralık soruşturmaları gibi başlıklar yer aldı.
Yazar, 2026 yılına ilişkin sermaye piyasası soruşturmalarını da kronolojinin son bölümüne ekledi.
“Geçmişten ders çıkarılması gerekiyor”
Gökmoğol, yazısının sonuç bölümünde Türkiye’de farklı dönemlerde ortaya çıkan yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının tarihsel olarak incelenmesinin, kamu kaynaklarının korunması ve denetim mekanizmalarının öneminin anlaşılması açısından gerekli olduğunu savundu.
Yazar, bireysel ve toplumsal düzeyde kısa yoldan kazanç elde etme anlayışının eleştirilmesi gerektiğini belirterek, geçmişte yaşanan olayların geleceğe ilişkin dersler içermesi gerektiği görüşünü dile getirdi.
Not: Yazıda yer alan tarihsel olayların bir bölümü farklı dönemlerde soruşturma, dava veya siyasi tartışma konusu olmuş dosyalara ilişkin değerlendirmelerdir. Güncel sermaye piyasası soruşturmaları ise adli makamlarca yürütülmekte olup, soruşturma kapsamında adı geçen kişiler açısından kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadıkça suçluluk hükmü kurulamaz.
<<Yazarımızın konuyla ilgili yazısına yazarlar bölümümüzden ulaşabilirsiniz.>>
Yorumlar