Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) uluslararası konumu, Azerbaycan’ın teşkilat içindeki rolü, Orta Asya ile ilişkiler ve Türk dünyasının ekonomik entegrasyon hedefleri, yürütülen bir proje kapsamında ele alındı.
Kaynak: BHA
Azerbaycan Cumhuriyeti Sivil Toplum Kuruluşlarına Devlet Destek Ajansı’nın 2026 yılı hibe yarışmasında desteklenen “Şuşa Beyannamesi’nden Türk Devletleri Teşkilatı’na” projesi kapsamında, Türk dünyasının entegrasyonu ve geleceğine ilişkin değerlendirmeler sürüyor.
Orta Asya ve Güney Kafkasya İfade Özgürlüğü Ağı (CASCFEN) tarafından yürütülen proje, 1 Ağustos-31 Ekim tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Proje kapsamında 10 farklı başlıkta röportaj hazırlanırken, serinin sekizinci bölümünde TDT’nin gelişimi, Azerbaycan’ın Orta Asya ile ilişkileri ve Türk dünyasının daha kapsamlı iş birliği hedefleri değerlendirildi.
Röportajda ayrıca ekonomik entegrasyon, ulaştırma ve enerji bağlantıları ile “Türk Dünyası-2040” vizyonu ele alındı.
Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Çağatay Baz, TDT’nin Orta Asya, Kafkasya, Hazar bölgesi ve Avrupa arasındaki bağlantılar açısından çok boyutlu bir iş birliği platformuna dönüştüğünü ifade etti.
Baz, teşkilatın ilk dönemlerinde kültürel ve ekonomik iş birliğinin ön planda olduğunu, ilerleyen süreçte ise siyasi istişare, ulaştırma, enerji, dijitalleşme, yatırım, çevre ve güvenlik gibi alanlarda da çalışmalar yürütüldüğünü belirtti.
Türk devletlerinin önemli ulaşım ve ticaret güzergahları üzerinde bulunduğuna dikkati çeken Baz, Azerbaycan’ın girişimleriyle bu bağlantıların daha görünür hale geldiğini söyledi.
Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında alternatif ulaşım güzergahlarının önem kazanmasının da Orta Koridor ve Azerbaycan-Türkiye-Orta Asya bağlantısını gündeme taşıdığını ifade etti.
Baz, Azerbaycan’ın Hazar Denizi’nin batısındaki konumunun ülkeye Orta Asya ile Türkiye ve Avrupa arasında bağlantı kurma açısından önemli bir rol sağladığını belirtti.
Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan ile geliştirilen ilişkilerin ekonomik ve ulaştırma bağlantılarını güçlendirebileceğini ifade eden Baz; enerji kaynakları, limanlar, demiryolları, dijital altyapı ve ticaret güzergahlarının birlikte geliştirilmesinin ekonomik entegrasyona katkı sağlayabileceğini kaydetti.
Ekonomik iş birliğinin yalnızca ticaret hacminin artırılmasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Baz, Orta Koridor, enerji ve dijital koridorlar, gümrük uygulamaları, ortak yatırım mekanizmaları ile üretim ve değer zincirlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Baz, “Türk Dünyası-2040” vizyonunun siyasi iş birliğinin yanı sıra ekonomi, ulaştırma, gümrük, enerji, dijitalleşme, çevre, tarım, eğitim, bilim ve kültür gibi birçok alanı kapsadığını belirtti.
Azerbaycan’ın liman, demiryolu, enerji ve dijital altyapısıyla söz konusu hedeflerde bağlantı noktası işlevi görebileceğini ifade eden Baz, ülkenin enerji alanındaki potansiyelinin petrol ve doğal gazın yanı sıra yenilenebilir enerji, elektrik bağlantıları ve yeşil enerji projeleri üzerinden de değerlendirilebileceğini söyledi.
Baz, vizyonun uzun vadeli ortak hedeflerin belirlenmesi açısından önem taşıdığını belirterek, hedeflerin somut kurum, proje ve ekonomik iş birliklerine dönüştürülmesinin belirleyici olacağını kaydetti.
Eğitimci-yazar Murat Anar da TDT’nin gelişiminde Azerbaycan’ın rolünün Türk devletleri arasındaki tarihsel ve kültürel bağlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Türk devletlerinin nüfusu, ekonomik potansiyeli ve jeopolitik konumunun önemli bir iş birliği alanı oluşturduğunu belirten Anar, TDT kapsamında geliştirilen ortak stratejilerin teşkilata üye ülkelerin uluslararası ilişkileri açısından önem taşıdığını söyledi.
Anar, teşkilatın faaliyet alanlarının Türk dünyasının farklı bölgelerinde yaşayan toplulukları kapsayacak şekilde genişletilebileceğini ifade ederek, bazı ülkelerin gözlemci statüsüyle teşkilatla ilişkilerinin geliştirilmesini savundu.
Ticaret, eğitim, dil ve kültür alanındaki ortak çalışmaların uygulamaya geçirilmesinin önemine değinen Anar, ulaştırma ve ekonomik bağlantıların güçlendirilmesinin siyasi ve kültürel ilişkileri de destekleyebileceğini belirtti.
Anar, Orta Koridor ile Zengezur Koridoru bakımından Azerbaycan’ın önemli bir bağlantı noktasında bulunduğunu ifade etti.
Söz konusu güzergahların Türk devletlerinin Türkiye ve Azerbaycan üzerinden Avrupa ile ulaşım ve ticaret bağlantılarını geliştirebileceğini belirten Anar, Türk devletleri arasındaki sorunların müzakere yoluyla çözülmesine yönelik çalışmaların da önem taşıdığını söyledi.
Anar, ortak alfabe, ortak suçla mücadele merkezi ve dijital ticaret platformu gibi çalışmaların Türk dünyasındaki iş birliğinin geliştirilmesi açısından değerlendirilebileceğini ifade etti.
Türk dünyasının geleceğine ilişkin görüşlerini paylaşan Anar, Türkmenistan’ın TDT içerisindeki gözlemci statüsünün yeniden değerlendirilmesi ve ülkenin teşkilat çalışmalarında daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini savundu.
Anar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin TDT’deki gözlemci statüsüne ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. KKTC’nin tanınması konusunda TDT üyesi ülkelerin adım atması gerektiğini savunan Anar, konunun Türk dünyasının gündeminde tutulması gerektiğini ifade etti.
Ortak alfabe çalışmalarının önemine de değinen Anar, Türk dünyasında dil alanındaki iş birliğinin geliştirilmesi ve farklı Türk lehçeleri arasındaki iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Anar ayrıca TDT üyesi ülkelerin vatandaşlarının seyahat ve hareketliliğini kolaylaştıracak düzenlemeler, ortak müze kartı uygulaması ve Türkiye’de Türk soylulara yönelik çalışma, oturum ve eğitim süreçlerinde farklı düzenlemeler yapılması gerektiğini savundu.
“Türk Dünyası-2040” vizyonuna ilişkin değerlendirmesinde ise Anar, hedeflerin 2040 yılından önce hayata geçirilebileceğini düşündüğünü belirterek TDT’nin gelecekte uluslararası alandaki etkinliğinin artacağını ifade etti.
Yorumlar