Kazım Çetin, 1 Ekim’de başlayan yeni yasama dönemi dolayısıyla kaleme aldığı yazısında, geçmiş dönemlerde askerî personel ve öğrencilerin yaşadığı öne sürülen mağduriyetlerin hukuki güvence çerçevesinde ele alınması gerektiğini belirtti. Çetin, “Kanun yapmak başka bir şeydir, adaleti tesis etmek çok başka bir şey” ifadelerini kullandı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yeni yasama dönemine başlamasıyla birlikte hukuk, adalet ve geçmiş dönemlerde yaşandığı ileri sürülen hak kayıpları yeniden gündeme geldi. Kazım Çetin, “Benim Penceremden” başlıklı köşe yazısında, özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ve askerî öğrenciler açısından geçmişte yaşandığını belirttiği mağduriyetlerin kapsamlı bir hukuki düzenlemeyle ele alınması gerektiğini savundu.
Çetin yazısında, 2011 yılında yürürlüğe giren 6191 sayılı Kanun ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen Geçici 32. maddeye dikkat çekti.
Söz konusu düzenlemeyle belirli şartları taşıyan ve geçmiş dönemlerde Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilen personele yönelik bazı hakların yeniden değerlendirilmesinin önünün açıldığını belirten Çetin, buna rağmen bütün mağduriyetlerin sona erdiği yönündeki değerlendirmelerin eksik kaldığını ifade etti.
Çetin, geçmişte kıdem ve rütbe kaybı yaşadığını, görevinden ayrılmak zorunda kaldığını veya sözleşmesinin sona erdirildiğini belirten farklı grupların bulunduğunu dile getirdi.
Yazısında 2011 sonrasında kamuoyunda bazı mağduriyetlerin tamamen giderildiği yönünde bir algı oluştuğunu belirten Çetin, bu yaklaşımın kendisine göre eksik bir değerlendirme olduğunu kaydetti.
Çetin, geçmişte yaşanan süreçlerin doğrudan içerisinde bulunan kişilerin sorunlarının tamamının aynı hukuki düzenlemeler kapsamında değerlendirilmediğini ileri sürdü.
Bu nedenle yeni yasama döneminde konunun yeniden ele alınması gerektiğini savunan Çetin, farklı dönemlerde görevlerinden veya askerî eğitimlerinden ayrılan kişilerin durumlarının ayrı ayrı incelenmesi gerektiği görüşünü dile getirdi.
Çetin’in yazısında üzerinde durduğu başlıklardan biri de günümüzdeki uygulamalar ile geçmişte yaşanan hak kayıpları arasındaki fark oldu.
Askerî sosyal tesislerdeki bazı uygulamaların değişmesi, kamusal alandaki bazı kısıtlamaların kaldırılması ve yönetmeliklerde yapılan düzenlemelerin önemli olduğunu belirten Çetin, bunların geçmişte ortaya çıktığını ifade ettiği hak kayıplarını otomatik olarak ortadan kaldırmayacağını savundu.
Çetin, kalıcı bir çözüm için hakların açık ve bağlayıcı hukuki düzenlemelerle güvence altına alınması gerektiğini ifade ederek, “Kanun yapmak başka bir şeydir, adaleti tesis etmek çok başka bir şey” değerlendirmesinde bulundu.
Kazım Çetin, yazısında geçmişte yaşanan toplumsal ve hukuki sorunların daha sonraki dönemlerde yeniden ele alındığı bazı uluslararası örneklere de yer verdi.
Fransa’daki Dreyfus Vakası ile Güney Afrika’daki Hakikat ve Uzlaşma sürecine atıfta bulunan Çetin, geçmişte yaşanan sorunların hukuk zemininde ele alınmasının devlet-vatandaş ilişkileri açısından önem taşıdığını belirtti.
Çetin, Türkiye açısından da geçmişte yaşandığı ileri sürülen mağduriyetlerin açık, uygulanabilir ve kalıcı hukuki düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Çetin yazısında, yaşandığını belirttiği adaletsizliklerin yalnızca geçmişte mağdur olduğunu ifade eden kişiler açısından değil, yeni nesiller açısından da değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Devlet, millet, ezan ve bayrak gibi ortak değerlerin adalet duygusuyla birlikte ele alınması gerektiğini belirten Çetin, gençlerin devlet ve kurumlara yönelik güveninin yalnızca söylemlerle değil, hukukun uygulanmasıyla da güçlenebileceğini ifade etti.
Yeni yasama döneminin geçmişte yaşandığı ileri sürülen mağduriyetlerin de ele alınabileceği bir dönem olması gerektiğini belirten Çetin, TBMM’nin hukuki düzenlemeler yoluyla kapsamlı bir çözüm ortaya koyması gerektiğini savundu.
Çetin, geçmişte üniformasından, görevinden veya askerî eğitiminden uzaklaştırıldığını belirten kişilerin durumlarının siyasi polemiklerin dışında değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, varsa hak kayıplarının hukuki dayanaklarıyla birlikte ortaya konulmasını istedi.
Yazısının sonunda yeni yasama dönemine ilişkin beklentisini paylaşan Çetin, devlet ile vatandaş arasındaki güvenin hukuk ve adalet temelinde güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, yeni yasama yılının adalet, hukuk güvenliği ve toplumsal huzur açısından olumlu sonuçlar doğurmasını temenni etti.
Yorumlar