Müslüman toplumların karşı karşıya kaldığı en ağır imtihanlardan birinin, dinî ve kutsal değerler üzerinden yaşanan fitneler olduğunu belirten Prof. Dr. Mete Gündoğan, tarih boyunca yaşanan olayların bu konuda önemli dersler taşıdığını ifade etti.
Müslüman toplumların karşı karşıya kaldığı en ağır imtihanlardan birinin, dinî ve kutsal değerler üzerinden yaşanan fitneler olduğunu belirten Prof. Dr. Mete Gündoğan, tarih boyunca yaşanan olayların bu konuda önemli dersler taşıdığını ifade etti.
Gündoğan, kaleme aldığı yazısında kutsalların siyasi mücadelelerin parçası hâline gelmesinin, hak ile bâtılı birbirinden ayırmayı güçleştirebildiğine dikkat çekti. Din, Kur'an ve mukaddes değerlerin farklı taraflarca kendi söylemlerini desteklemek amacıyla kullanılabileceğini belirten Gündoğan, Müslümanların böyle dönemlerde daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı.
Yazısında İslam tarihindeki önemli kırılma noktalarına değinen Gündoğan; Cemel ve Sıffîn savaşları ile Kerbelâ hadisesini fitnenin ağır sonuçlarına örnek olarak gösterdi.
Sıffîn Savaşı sırasında Kur'an sayfalarının mızrakların ucuna takılmasının savaşın seyrini etkilediğini aktaran Gündoğan, Kerbelâ'da Hz. Hüseyin ve beraberindekilerin öldürülmesini de İslam tarihinin en acı olaylarından biri olarak değerlendirdi.
Gündoğan ayrıca Harre Vakası'na ve Karmatîlerin Mekke'ye yönelik saldırısına işaret ederek, kutsal mekânların dahi siyasi ve toplumsal çatışmalardan uzak kalamadığını ifade etti.
Gündoğan'a göre Mekke ve Medine'nin kutsallığı, insanların siyasi ihtiraslarını kendiliğinden ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle bir siyasi mücadelede Kur'an'ın, dinin veya başka kutsal değerlerin öne çıkarılmasının, tek başına o tarafın haklı olduğunu göstermeyeceğini savunan Gündoğan, asıl ölçünün adalet ve hakikat olması gerektiğini belirtti.
Yazısında Müslümanlara “sloganlar yerine adalete, taraflar yerine hakka, sözler yerine yapılanlara” bakma çağrısında bulunan Gündoğan, insanların akıl, feraset ve vicdanlarını herhangi bir siyasi tarafın emrine vermemeleri gerektiğini ifade etti.
Gündoğan, tarih boyunca siyasi iktidar mücadelelerinde kutsal değerlerin de araç hâline getirilebildiğini belirterek, fitne dönemlerinde Müslümanların daha uyanık ve basiretli olması gerektiğini kaydetti.
Gündoğan yazısını, fitnenin en zor tarafının bâtılın açıkça bâtıl olarak ortaya çıkması değil, kutsal değerlerin ve hakikatin dili kullanılarak bâtılın hak gibi gösterilebilmesi olduğu değerlendirmesiyle tamamladı.
Yorumlar