Nöbete Destek, Kampüste Sessiz Gerilim
Güney Kampüs’te öğle saatleri… Akademisyenler her zamanki gibi rektörlüğe sırtını dönmüş, 1261’inci nöbet için bir araya gelmişti. Bu kez kalabalığın içinde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel de vardı. Boğaziçi Üniversitesi’nde kayyım atamasına karşı sürdürülen eyleme destek vermek için gelen Özel, önce akademisyenlerle birlikte sessiz durdu, ardından öğrencilerle çimlerde bir forum yaptı.
Hafta boyunca kampüste konuşulan gerginliğin izleri hâlâ tazeydi. Öğrencilerle sohbet ederken yüzlerde hem öfke hem yorgunluk okunuyordu.
“Üniversiteye Adabıyla Gelinir”
Ziyaret sonrası açıklama yapan Özel, geçen hafta yaşananları hatırlatarak sözlerine başladı. “Bir üniversiteye gelmenin bir adabı var” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kampüs ziyaretini eleştiren Özel, “Bir gün öncesinden trafiği kapatıp, öğrencileri kampüse almadan, dışarıdan gençlik kollarını getirip fotoğraf vererek üniversite ziyareti olmaz. Saygıyla gelirseniz üniversite de size saygı duyar” ifadelerini kullandı.
Özel’in konuşması sırasında öğrenciler zaman zaman alkışladı, zaman zaman sessizce dinledi.
“Yüzlerce Kart Havaya Kalktı”
Geçen haftaki ziyaret sırasında üniversite öğrencisi olmadığı iddia edilen kişilere gönderme yapan Özel, bugünkü tabloya dikkat çekti: “Geçen sefer ‘Boğaziçi kartınızı gösterin’ denmişti, bir tane kart görememiştik. Bugün bizi ağırlayan arkadaşlarımız yüzlerce öğrenci kartını kaldırıp poz verdi. Dünün ve bugünün özeti budur.”
Forum sırasında öğrenciler söz aldı, eleştirilerini doğrudan iletti. Özel, “Alkış da yaptılar, eleştiri de yaptılar ama medeni bir şekilde konuştuk” diyerek buluşmanın tonuna vurgu yaptı.
Kayyım Tartışması ve Rektör Seçimi
Beş yıl önce rektör olarak atanan Melih Bulu dönemine de değinen Özel, üniversitenin kendi iç dinamiklerine aykırı atamalar yapıldığını savundu. “Pirincin içindeki beyaz taşım ben” ifadesiyle mevcut yönetimi eleştirdi.
CHP’nin üniversitelerdeki yönetim modeline ilişkin görüşünü de paylaştı: “Rektörler; öğretim üyeleri, öğrenciler ve mezunların belirli katsayılarla oy kullanacağı bir sistemle seçilmeli. YÖK’ün adını değiştirip devam etmeyeceğiz. YÖK’ü kaldıracağız.”
“Belediye Memurları Üniversitede Ne Yapıyor?”
Özel’in hedefinde sadece atama modeli yoktu. Üsküdar Belediyesi’nden 600 personelin üniversite kadrolarına alındığı iddiasını gündeme getirdi. “Kaybettiği belediyenin memurlarını üniversiteye getiriyor. Üniversiteye katkıları ne?” diye sordu. Ayrıca 120 öğretim görevlisinin “paraşütle” atandığını öne sürdü.
Bu sözler öğrenciler arasında fısıltıyla karşılandı; bazıları not aldı, bazıları telefonuyla kayda devam etti.
“Özgürlük En Büyük Sorun”
Özel, konuşmasının önemli bölümünü üniversitelerdeki özgürlük tartışmasına ayırdı. “Genç araştırma görevlilerinin sorunları var. Mezunların büyük bölümü fırsat bulursa yurtdışına gitmek istiyor. En büyük şikâyet özgürlüklerin kısıtlanması” dedi.
Sadece Boğaziçi’nin değil, Türkiye’deki tüm üniversitelerin benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Özel, “Hangi görüşte olursa olsun tüm akademiyi ve öğrencileri saygıyla selamlıyoruz” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu Sorusu ve ‘Vebal’ Yanıtı
Açıklamanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik cezaevi ziyareti kısıtlaması iddialarıyla ilgili ayrıntıya girmedi. “Gereken neyse yapılır” demekle yetindi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın valilere yönelik “sahur sofrası” çıkışına ise net yanıt verdi: “Kurulamayan her sahur sofrasının, geçinemeyen her emeklinin, beslenme çantası boş kalan her öğrencinin sorumluluğu 23 yıldır ülkeyi yöneten Erdoğan’dadır. Valilerle vebal paylaşmasın.”
Günün sonunda kampüs yeniden sakinliğine döndü. Ancak üniversite yönetimi, özgürlük tartışmaları ve siyasetin gölgesi bir süre daha Boğaziçi’nin gündeminden düşmeyecek gibi görünüyor.
Yorumlar