Metin Külünk, “Akşama ve Tarihe Not” başlıklı yazısında Türkiye'nin siyasi gündemine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi liderliğine, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yaşanan gelişmelere ve son dönemde gündeme gelen ekonomik iddialara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Metin Külünk, “Akşama ve Tarihe Not” başlıklı yazısında Türkiye'nin siyasi gündemine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi liderliğine, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yaşanan gelişmelere ve son dönemde gündeme gelen ekonomik iddialara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Külünk, yazısının girişinde “Şerri fırsata çevirebilir miyiz?” sorusunu yönelterek, güçlü bir iradeyle olumsuzlukların aşılabileceği görüşünü dile getirdi.
Külünk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'nin çok partili siyasi hayatında geniş toplum kesimlerinden karşılık bulan önemli siyasi figürlerden biri olduğunu savundu.
Erdoğan'ın Anadolu'nun değerleriyle bağ kurduğunu ve Türkiye'yi uluslararası alanda daha etkin bir konuma taşımaya çalıştığını belirten Külünk, Cumhurbaşkanı'nın siyasi yaklaşımını olumlu ifadelerle değerlendirdi.
Külünk ayrıca Erdoğan'ın uzun yıllar boyunca siyasi desteğini korumasını, siyasi hareketinin toplumdaki karşılığının devam ettiğinin göstergesi olarak yorumladı.
Yazının önemli bölümlerinden birini 15 Temmuz 2016 darbe girişimi oluşturdu.
TBMM'de 2016 yılında 15 Temmuz darbe girişiminin ve FETÖ/PDY yapılanmasının faaliyetlerinin araştırılması amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulmuştu. Komisyon çalışmalarına ilişkin TBMM kayıtlarında çeşitli kurum ve kişilerin dinlendiği görülüyor.
Külünk ise yazısında 15 Temmuz'un arkasında bulunduğunu ileri sürdüğü uluslararası aktörlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “İngiliz ve Siyonist akıl” ifadelerini kullanan Külünk, bu yapıların Erdoğan'ı hedef aldığı yönündeki görüşünü dile getirdi.
Bu ifadeler, Külünk'ün siyasi değerlendirmeleri ve iddiaları olarak aktarılıyor.
Külünk, Erdoğan'a yönelik toplumsal güvenin bazı kadrolar tarafından kişisel güç ve çıkar ilişkileri oluşturmak amacıyla kullanıldığını öne sürdü.
Yazısında özellikle son dönemde kamuoyuna yansıyan fon dolandırıcılığı iddialarına değinen Külünk, yaşananların kamu kurumları ve siyasi yapılar içerisindeki denetim mekanizmalarının yeniden değerlendirilmesini gerektirdiğini savundu.
Külünk, ihmaller, denetim eksiklikleri, kişisel çıkar arayışları ve zamanında alınmayan tedbirlerin bir araya gelmesinin daha geniş sorunlara yol açabileceği görüşünü dile getirdi.
Külünk, yazısında yaklaşık 20 milyar dolarlık olduğu ifade edilen bir krizden de söz ederek, bu gelişmeden kimlerin önceden haberdar olduğu ve gerekli müdahalelerin yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini savundu.
Yazar ayrıca şu soruların cevaplandırılması gerektiğini belirtti:
Bu soruların yanıtlarının bağımsız biçimde araştırılması gerektiğini belirten Külünk, sorumluluğu tespit edilen kişiler hakkında hukuki süreç işletilmesi gerektiğini ifade etti.
Külünk, yazısının son bölümünde İngiltere'nin Hindistan'daki sömürge yönetimine ilişkin tarihsel bir örnek üzerinden değerlendirme yaptı.
Doğu Hindistan Şirketi'nin Hindistan'daki ekonomik ve siyasi etkisini hatırlatan Külünk, benzer yöntemlerle Türkiye'nin kurumlarını ve toplumsal güven merkezlerini zayıflatmaya çalışan yapıların bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini savundu.
Külünk, yazısında ortaya attığı iddiaların ve işaret ettiği ilişkilerin makam veya konuma bakılmaksızın bağımsız biçimde incelenmesi gerektiğini belirterek, sorumluluğu hukuken tespit edilen kişilerin adalet önünde hesap vermesi gerektiği görüşünü dile getirdi.
15 Temmuz konusunun 2026 yılında da TBMM gündeminde olduğu görülüyor. Temmuz 2026'da verilen bir Meclis araştırması önergesinde, 2016'da kurulan 15 Temmuz Araştırma Komisyonu'nun çalışmalarının hukuki akıbetinin ve rapor sürecinin araştırılması talep edildi. Önergenin son durumu TBMM kayıtlarında “gündemde” olarak yer alıyor.
Külünk'ün yazısı da bu çerçevede, siyasi güven, kurumların denetimi, ekonomik iddialar ve 15 Temmuz sonrasındaki tartışmalar üzerinden Türkiye'nin geleceğine ilişkin bir değerlendirme niteliği taşıyor.
Yorumlar