ABD ile İran arasında aylardır süren çatışmalarda gerilim yeniden Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi'ne taşındı. Son gelişmelerde İran'ın ABD savaş gemilerine yönelik saldırılarının ardından Washington, İran'a ait üç petrol tankerini hedef aldığını açıklarken, Tahran da ABD bağlantılı gemilere karşı misilleme yaptığını duyurdu. Böylece çatışmanın deniz taşımacılığı ve petrol sevkiyatına yansıyan boyutu daha belirgin hale geldi.
Kaynak: BHA
ABD ile İran arasında aylardır süren çatışmalarda gerilim yeniden Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi'ne taşındı. Son gelişmelerde İran'ın ABD savaş gemilerine yönelik saldırılarının ardından Washington, İran'a ait üç petrol tankerini hedef aldığını açıklarken, Tahran da ABD bağlantılı gemilere karşı misilleme yaptığını duyurdu. Böylece çatışmanın deniz taşımacılığı ve petrol sevkiyatına yansıyan boyutu daha belirgin hale geldi.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun bölgedeki iki ABD savaş gemisine balistik füzelerle saldırdığını bildirdi. ABD tarafı, bu saldırıların ardından İran'a ait üç ham petrol tankerinin hedef alındığını açıkladı.
Hark Adası açıklarında iki tankerin devre dışı bırakıldığı, Umman Körfezi'nde ise başka bir İran tankerinin imha edildiği belirtildi. CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper da İran'ın ABD gemilerine yönelik saldırılarının daha ağır ekonomik sonuçlara yol açabileceği yönünde açıklama yaptı.
İran Devrim Muhafızları ise ABD'nin operasyonlarına karşılık verildiğini duyurdu. İran tarafı, Hürmüz Boğazı'nda "izinsiz rota" kullandığını öne sürdüğü üç petrol tankeri ile farklı bölgelerde ABD bağlantılı üç geminin hedef alındığını açıkladı.
Hürmüz geriliminin önemli noktalarından biri Basra Körfezi'nin kuzeyindeki Hark Adası çevresi oldu.
İran basınında yer alan bilgilere göre, adanın yaklaşık 6 mil açığındaki İran'a ait bir petrol tankeri ABD tarafından dört füzeyle vuruldu. Saldırının ardından can kaybı yaşanmadığı ve mürettebatın tahliye edildiği aktarıldı.
Hark Adası'nın İran'ın önemli petrol ihracat merkezlerinden biri olması, bölgede yaşanan gelişmelerin enerji sevkiyatı açısından önemini artırıyor.
Çatışmaların yeniden yoğunlaştığı sırada ABD Başkanı Donald Trump, İran'la yaşanan süreci "savaş" yerine "askeri çatışma" olarak tanımladı.
Trump, İran'ın ABD açısından büyük bir mesele olmadığını savunurken Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin takip edildiğini belirtti. ABD Başkanı ayrıca bölgede yeni bir hareketlilik yaşanması durumunda İran'daki bazı hedeflerin vurulabileceği uyarısında bulundu.
İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki kontrol ve denetim uygulamalarının da arttığı bildirildi. İran, kendi belirlediği kurallara uymadığını ileri sürdüğü bazı gemileri kara listeye almaya başladı.
3 Eylül'de listeye 11 geminin daha eklenmesiyle kara listedeki gemi sayısının 56'ya yükseldiği bildirildi. İran tarafından yapılan açıklamalarda söz konusu gemilerin ilerleyen süreçte para cezası, alıkoyma veya el koyma gibi yaptırımlarla karşılaşabileceği belirtildi.
Hürmüz Boğazı'nın dünyanın önemli petrol geçiş güzergâhlarından biri olması nedeniyle bölgedeki çatışmanın enerji taşımacılığı üzerindeki etkisi de yakından izleniyor.
ABD ile İran arasındaki mevcut savaşın 28 Şubat 2026'da başladığı belirtiliyor. İsrail ve ABD'nin İran'daki çeşitli hedeflere yönelik ortak saldırılar düzenlemesinin ardından Tahran yönetimi de İsrail'e ve bölgedeki ABD askeri üslerine füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla karşılık verdi.
İlk dönemde çatışmalar daha çok hava saldırıları, füze operasyonları ve insansız hava araçları üzerinden yürüdü. İran'daki askeri, nükleer ve stratejik hedeflere yönelik saldırılara karşılık İran tarafından İsrail, ABD üsleri ve bölgedeki Amerikan askeri unsurları hedef alındı.
Hürmüz Boğazı da kısa sürede çatışmanın önemli bölgelerinden biri haline geldi.
Yoğun çatışmaların ardından haziran ayında diplomatik girişimler öne çıktı. 15 Haziran'da ABD ile İran arasında anlaşmaya varıldığı ve tarafların askeri operasyonları sonlandıracağı açıklandı.
Anlaşma kapsamında Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve ABD'nin deniz ablukasının kaldırılması da gündeme geldi. Ancak ateşkesin kalıcı bir çözüme dönüşmediği bildirildi.
Taraflar arasındaki güven sorunu, Hürmüz'deki uygulamalar ve ABD'nin İran üzerindeki askeri ve ekonomik baskısının devam etmesiyle gerilim yeniden yükseldi.
Temmuz ayından itibaren Hürmüz Boğazı yeniden çatışmanın merkezine yerleşti. İran, yabancı müdahale ve güvenlik gerekçelerini öne sürerek boğazı ikinci bir duyuruya kadar kapattığını açıkladı.
Ağustos ayında ise İranlı yetkililer, ABD'nin tehdit ve ablukayı sona erdirmemesi halinde Hürmüz'ün açılmayacağını bildirdi.
İran ayrıca ağustos ayında Hürmüz çevresinde ABD'ye ait MQ-9 Reaper tipi insansız hava araçlarını düşürdüğünü duyurdu. Böylece deniz taşımacılığının yanı sıra bölgedeki hava unsurları da çatışmanın önemli başlıklarından biri olmaya devam etti.
Gerilim ağustos sonu ve eylül başında yeniden açık çatışma boyutuna taşındı.
ABD ordusu 1 Eylül'de İran'daki Devrim Muhafızları hedeflerine yönelik yeni saldırılar düzenlediğini açıkladı. Operasyonlarda hava savunma sistemleri, radarlar, iletişim merkezleri ve deniz unsurlarının hedef alındığı bildirildi.
İran ise ABD'nin saldırılarına bölgedeki Amerikan askeri noktalarına yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla karşılık verdi. İran'daki saldırılarda sivil kayıpların da yaşandığı bildirildi.
Son gelişmeler, savaşın yalnızca askeri tesisler çevresinde devam etmediğini gösteriyor. Hürmüz Boğazı, petrol tankerleri, İran'ın petrol ihracatı ve ABD'nin bölgedeki deniz gücü çatışmanın öne çıkan unsurları haline geldi.
Önümüzdeki dönemde Hürmüz Boğazı'nın açık kalıp kalmayacağı, petrol tankerlerinin güvenli geçişi, ABD'nin İran'ın petrol ihracatına yönelik baskısı ve tarafların yeni misillemelere başvurup başvurmayacağı çatışmanın seyri açısından belirleyici başlıklar arasında yer alıyor.
Washington ile Tahran arasındaki sorunların geçmişi 1979 İran Devrimi'ne kadar uzanıyor. Devrimin ardından iki ülke arasındaki ilişkiler koptu. Aynı yıl İran'daki ABD Büyükelçiliği'nin basılması ve Amerikalı personelin rehin alınması ilişkilerde önemli bir kırılma oluşturdu.
ABD, 7 Nisan 1980'de İran'la diplomatik ilişkilerini kesti. Sonraki yıllarda nükleer program, yaptırımlar, İran'ın bölgedeki silahlı gruplarla ilişkileri ve ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığı iki ülke arasındaki gerilimin temel konuları arasında yer aldı.
1988'de ABD donanmasının İran'a ait petrol platformlarını vurması ve aynı yıl USS Vincennes kruvazöründen ateşlenen füzenin İran Havayolları'na ait yolcu uçağını düşürmesi de iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihindeki önemli olaylar arasında bulunuyor. Söz konusu olayda 290 kişi hayatını kaybetti.
Bugünkü çatışma, uzun yıllara yayılan ABD-İran geriliminin en doğrudan askeri aşamalarından biri olarak devam ediyor. Kalıcı bir barış anlaşmasının bulunmadığı süreçte Hürmüz Boğazı'ndaki saldırılar ve tankerlerin hedef alınması, çatışmanın daha geniş bir bölgeye yayılma riskini gündemde tutuyor.
Yorumlar